Otomobil
Moderator
Feminist iklim eylemi ise kadın hakları kuruluşlarını, kadın kooperatiflerini ve kadınların öncülük ettiği yerel girişimleri destekliyor. Yerel halkların ve toplulukların yanında duruyor, kadın çevre ve insan hakları savunucularının güçlenmesine katkıda bulunuyor.
Toplumsal cinsiyetin önemi
İklim değişikliği kadınları ve erkekleri farklı şekilde etkiliyor. Kadınlar ve kız çocukları; kaynaklara, hizmetlere, fırsatlara ve karar alma mekanizmalarına erişimde karşılaştıkları mevcut eşitsizlikler nedeniyle iklim krizinin etkilerini daha ağır yaşıyor. İklim değişikliği var olan eşitsizlikleri derinleştiren ve büyüten bir etken. Toplumsal cinsiyet eşitsizliğini keskinleştiriyor, yoksulluğu derinleştiriyor, kadınların ve kız çocuklarının şiddete maruz kalma riskini yükseltiyor ve eğitim ile gelir fırsatlarına erişimlerini kısıtlıyor. Gerekli önlemler alınmadığı takdirde bu kriz, kadınları ve kız çocuklarını orantısız biçimde etkilemeye devam edecek.
İklim ve eşitsizlik
- Ülkelerin yaklaşık yüzde 80’inde kadınların yarısından azı tarım arazileri üzerinde mülkiyet veya güvenceli kullanım hakkına sahip. Tarım arazisine, finansmana, teknolojiye, tarımsal bilgiye ve üretim araçlarına sınırlı erişim, kadınların geçim kaynaklarını koruma ve iklim değişikliğine uyum sağlama kapasitesini zayıflatıyor.
- Dünya genelinde kadınlar, erkeklere kıyasla yaklaşık 2,5 kat daha fazla ücretsiz bakım ve ev içi sorumluluk üstleniyor. Türkiye’de bu rakam 4 katın üzerinde. Bu sorumluluklar çocukların, yaşlıların, hastaların ve engelli kişilerin bakımının yanı sıra yemek hazırlama, temizlik, su ve yakıt temini gibi işleri kapsıyor. Su kıtlığı, enerji yoksulluğu, afetler ve iklim kaynaklı yer değiştirmeler, bu işler için gereken zaman ve emeği artırıyor.
- İklim değişikliği ve doğal afetler nedeniyle zorunlu göç eden kişilerin yaklaşık yüzde 80’ini kadınlar ve kız çocukları oluşturuyor.
Dayanıklı toplum inşası
Bu veriler, iklim dayanıklılığının yalnızca yolların, binaların, su sistemlerinin veya enerji altyapısının güçlendirilmesiyle sağlanamayacağını gösteriyor. Sosyal koruma, bakım, sağlık ve eğitim sistemlerinin, erken uyarı mekanizmalarının ve afet hazırlık planlarının da erişilebilir, kapsayıcı ve farklı ihtiyaçlara yanıt verebilir olması gerekiyor. Dayanıklı toplumlar inşa etmek, kadınların ve kız çocuklarının tüm farklılıklarıyla birlikte haklarını, güvenliğini, liderliğini ve ekonomik güçlenmesini iklim politikalarının merkezine yerleştirmeyi gerektiriyor.
Sorumluluk kadınlarda
Dünyanın birçok ülkesinde ailenin gıda, su ve yakıt ihtiyacını karşılama sorumluluk kadınların omzunda. Örneğin bazı ülkelerde su şebekesine doğrudan erişimin olmadığı evlerde, su temin etme sorumluluğunu çoğu zaman kadınlar ve kız çocukları üstleniyor. İklim değişikliği nedeniyle kaynaklar azaldığında bu iş, daha uzun mesafeler kat etmek ve daha fazla emek anlamına geliyor. Uzun ve güvensiz yollar, kadınları ve kız çocuklarını sağlık ve güvenlik riskleriyle de karşı karşıya bırakabiliyor. Bu sorumluluklar, kız çocuklarının eğitimden, kadınların istihdamdan ve toplumsal hayattan kopma riskini artırıyor.
Kalkınmayla bağlantılı
Birleşmiş Milletler Kadın Birimi (UN Women), iklim ve çevre eylemini yalnızca bir çevre politikası alanı olarak görmüyor. İklim değişikliği, biyolojik çeşitlilik kaybı ve çevresel bozulmayı, kadınların insan hakları, toplumsal cinsiyet eşitliği, barış, ekonomik güçlenme ve sürdürülebilir kalkınmayla doğrudan bağlantılı meseleler olarak ele alıyor. İklim ve çevre alanındaki çalışmalarını sürdüren kurum; uluslararası politika ve standartların geliştirilmesine katkı sunuyor, hükümetlere toplumsal cinsiyete duyarlı iklim politikalarının hazırlanması konusunda teknik destek veriyor ve sahadaki programları aracılığıyla kadınların iklim krizine karşı dirençlerini güçlendirmeyi hedefliyor.
Milliyet-UN Women işbirliği
Milliyet, küresel medya birliği Media Compact üyesi olduğu Birleşmiş Milletler Kadın Birimi (UN Women) ile iklim krizinin çok boyutlu etkilerini ele alan yazı dizisine devam ediyor. Dizi, 9-20 Kasım tarihlerinde Türkiye’nin ev sahipliğinde Antalya’da düzenlenecek Birleşmiş Milletler İklim Değişikliği Konferansı’na (COP31) kadar sürecek.
Eşitlikçi bir dönüşüm
“İklim krizinin etkileri herkes için aynı olmadığı gibi, farklılıkları dikkate almayan iklim politikaları da herkese eşit ve adil sonuçlar sağlamaz. Bu nedenle iklim eylemini yalnızca emisyon azaltımı ve teknik uyum tedbirleriyle değil; çevresel bilgiye erişim, karar alma süreçlerine anlamlı katılım, adalete erişim ve kamu otoritelerinin hesap verebilirliği üzerinden değerlendirmeliyiz. Kadınları yalnızca iklim krizinden etkilenen mağdurlar ve ‘kırılgan gruplar’ olarak görmek, onların bilgi, deneyim ve mücadelelerini görünmez kılar. Kadınlar, sahip oldukları bilgi, deneyim ve geliştirdikleri mücadele pratikleriyle iklim adaletinin asli özneleridir. COP31’e ev sahipliği yapacak Türkiye açısından iklim adaletine dair asıl ölçüt, verilen taahhütlerin kadınların yaşamında somut, eşitlikçi ve hak temelli bir dönüşüm yaratıp yaratmadığı olacak.”
Özlem Altıparmak
Hukuk, Doğa ve Toplum Vakfı Direktörü, Avukat