Son dakika... Cumhurbaşkanı Erdoğan'dan önemli açıklamalar

Haberler

Moderator
6a3b9e355a36ba82a8efc82b.jpg

İşte Erdoğan'ın konuşmasından satır başları:Öncelikle sizlerin aracılığıyla, 81 ilimizin yanı sıra Avrupa'da ve dünyanın farklı yerlerinde milletimizi başarıyla temsil eden bütün vatandaşlarıma selamlarımı gönderiyorum. Çeşitli zorlukları göğüsleme pahasına izzetli bir hayatın, haysiyetli bir duruşun mücadelesini veren tüm soydaşlarımıza, gönül coğrafyamızdaki her bir kardeşime aynı şekilde saygılarımı ve sevgilerimi yolluyorum.Grup toplantımızı her zaman olduğu gibi yine büyük bir coşkuyla, tam bir kardeşlik atmosferi içinde gerçekleştiriyoruz. Grup toplantımıza katılımlarıyla bizleri onurlandıran kıymetli misafirlerimize, özellikle sevgili genç kardeşlerime hoş geldiniz, sefalar getirdiniz diyorum.

İlginizi Çekebilir

Kelimelerin tarif etmekte yetersiz kaldığı şu içten sevdanız için her birinize ayrı ayrı teşekkür ediyorum. Bugün bir kez daha AK Parti'nin millete hizmet davasını omuzlayan tüm yol ve dava arkadaşlarıma, partimize ve hareketimize yaptıkları katkılardan dolayı şükranlarımı sunuyorum. Cenab-ı Allah'a, şahsıma böyle bir teşkilatla Türkiye'ye hizmet etme bahtiyarlığı bahşettiği için hamd ediyorum.

"PARTİMİZİ YENİ KATILIMLARLA BÜYÜTMEYE DEVAM EDİYORUZ, DEVAM EDECEĞİZ"

Kavgaların, bel altı vuruşların, karşılıklı itibar suikastlarının Türk siyasetini zehirlediği bu günlerde kardeşliği yücelten, tevazuyu büyüten, nezaketi ve vefayı elden bırakmayan AK Parti ailesiyle iftihar ediyorum. Partimizi ve ailemizi inşallah yeni katılımlarla büyütmeye devam ediyoruz. Devam edeceğiz.

Sevgili kardeşlerim, değerli yol arkadaşlarım. AK Parti ve Cumhur İttifakı olarak Türkiye siyasetine kazandırdığımız seviye, bilhassa böyle zamanlarda kendini daha fazla hissettiriyor. İç politikadan dış politikaya her alanda partimiz ve ittifakımızla diğerleri arasındaki ufuk ve anlayış farkı giderek daha fazla berraklaşıyor. Muhalefet cephesinde kaos ve kargaşa hâkimken biz, uyum içinde, ittifak olarak dayanışma içerisinde 86 milyonun birlik ve dirliği için çalışıyoruz.

Dikkat ederseniz gereksiz polemiklerin içine girmiyoruz. Muhalefetin içinde debelendiği çamur güreşine bizi de çekmesine müsaade etmiyoruz. Vakar içinde, nezaket içinde, demokratik bir olgunluk içinde millete hizmet yolculuğumuzu kararlılıkla sürdürüyoruz. Hangi siyasi görüşten, kökenden olursa olsun 86 milyonun mesuliyetini yüreğinde hisseden, bu ülkenin bütün vatandaşlarını samimiyetle bağrına basan bir tasavvurla yolumuza devam ediyoruz. Bunu da dostlar alışverişte görsün anlayışıyla değil, tüm kalbimizi ve yüreğimizi ortaya koyduğumuz için yapıyoruz. Engellere takılmadan, zorluklar karşısında pes etmeden, çirkin oyunlara, kirli senaryolara boyun eğmeden, cesur ve kararlı adımlarla belirlediğimiz hedeflerimize doğru inşallah hep birlikte ilerleyeceğiz. Ne diyordu İstiklal Marşı şairimiz merhum Mehmet Akif. “Cehennem olsa gelen, göğsümüzde söndürürüz. Bu yol ki Hak yoludur, dönme bilmeyiz yürürüz.” Evet, ilhamını mazimizden, enerjisini istikbalimizden alan bu kutlu hareket Allah'ın izniyle yılmadan, yıkılmadan, sarsılmadan yoluna devam edecektir. Cumhur İttifakı, büyük ve güçlü Türkiye'yi, çocuklarımızın kıvanç duyduğu, geleceğine umutla ve heyecanla baktığı müreffeh Türkiye'yi, aziz milletimizin de desteğiyle inşallah kısa zamanda inşa edecektir. Rabbim dayanışmamızı daim eylesin. Son nefesimize kadar bizi bu aziz millete hizmetkârlık yapmaktan alıkoymasın diyorum.

Değerli milletvekili arkadaşlarım, bugün bir hususun altını önemle çizmek durumundayım. İstiklal Harbimizi sevk ve idare eden Türkiye Büyük Millet Meclisi, millete hizmet mücadelesinin kurmay aklıdır, merkez üssüdür, lokomotifidir. Meclisimiz bu misyonu ne kadar etkin yerine getirirse bunun kazananı sorunlarına çözüm bekleyen 86 milyon olur. Halkın umut kapısı olan siyaset kurumu olur. Bu mesuliyet bilinciyle parlamento çatısı altındaki yasama görevimizi en iyi şekilde ifa etmenin çabasındayız. Yakın dönemde halkımızın şikâyetlerine konu olan fahiş site aidatlarından Türkiye'nin yatırım cazibesini artıracak çeşitli teşviklere, tarım arazilerinin korunmasından iklim kriziyle mücadeleye kadar farklı başlıklarda pek çok düzenlemeyi hayata geçirdik. Her birinizi fedakârane gayretlerinizden ötürü yürekten tebrik ediyorum. 12. Yargı Paketimizin yasalaşması sürecinde de sizlerden aynı kararlı tutumu sürdürmenizi bekliyorum. Hatırlatmak isterim ki Meclis tatile girmeden önce yapacak çok işimiz var. Her bir milletvekilimizin enerjisine, çalışkanlığına ve üretkenliğine ihtiyacımız var. Hep birlikte çok sıkı çalışacak, milletimizin umutla beklediği düzenlemeleri hayata geçirmenin gayretinde olacağız.

12. Yargı Paketi'ne ek geliyor! 'IBAN kiralama' tek başına suç sayılacak

"MUHALEFETTE ENTRİKA, SKANDAL, AYAK OYUNU, İHANET NE ARARSAN VAR"

Tabii burada şunu da ifade etmekte fayda görüyorum. Biz millete karşı görevimizi yerine getirmek için samimiyetle çalışırken maalesef muhalefet Meclisi tıkama alışkanlığından bir türlü vazgeçmiyor. İş yapmak, milletin derdine derman olmak varken ellerinde telefonlarla şov peşinde koşanları artık hepimiz tanıyoruz. Üzülerek görüyoruz ki şimdi bunlara bir de şahsi kavgalarını Gazi Meclise taşıyanlar eklenmiştir. Yüce Meclis, siyaseti kariyer ve kazanç kapısı olarak görenlerin sorumsuz eylemleri sebebiyle son günlerde hiç hak etmediği görüntülerle gündeme gelmeye başlamıştır. Ne yarım asırlık siyasi hayatımızda ne de 23 yıllık iktidarımız boyunca tanık olmadığımız hadiselerle karşılaşıyoruz. Sabahın 9'unda gelip salon işgal edeni mi ararsın? Birbirlerine çelme takmak için türlü oyunlar çevirenleri mi ararsın? Dün avuçları çatlayıncaya kadar alkışladıklarına bugün duvar olanları mı ararsın? Dün halkın kahramanı ilan edip adına şarkı bestelediklerini bugün halk düşmanı diyerek linç etmeye çalışanları mı ararsın? Tekmili birden mevcut. Çerçi dükkânı gibi. Yok yok. Entrika, skandal, ayak oyunu, ihanet. Ne ararsan hepsi var. İzahı olmayan şeyin mizahı olurmuş. Karşımızdaki manzara tam olarak budur.

"ÇOK BAŞLILIK MUHALEFETLE BİRLİKTE SİYASETE DE ZARAR VERİYOR"

Şimdi değerli kardeşlerim, kuşkusuz her siyasi parti kendinden sorumludur. Biz başka siyasi partilerin ne yaptığıyla, neleri tartıştığıyla ilgilenmeyiz. Rakiplerimizin kendi içinde ne yaptıkları, birbirlerine ne dedikleri, partilerini neye çevirdikleri bizi alakadar etmez. Tartışmayı sokaklara ve Meclis koridorlarına taşımadıkları sürece biz bu yaşananları sadece üzüntüyle izlemekle yetiniriz. Ama bir partinin iç meselesi bu yüce çatının ve demokrasimizin meselesi hâline getirilmeye çalışılırsa elbette kayıtsız kalamayız. Ana muhalefet partisi içindeki tartışmalar son günlerde aynen buna evrilmiştir. Türkiye Büyük Millet Meclisinin saygınlığına gölge düşürülmekte, siyaset kurumu yıpratılmaktadır. Lafa gelince Cumhuriyeti biz kurduk, Atatürk'ün partisi olmakla övünen bir siyasi oluşumun böyle bir noktaya savrulması kaygı vericidir. Paralel yönetim modeli sadece ana muhalefet partisinin kendisini değil, Türkiye siyasetini de paralize ediyor. Çok başlılık muhalefetle birlikte demokratik siyasete de zarar veriyor. Açık söyleyeyim, biz bu durumun sürdürülebilir olmadığına inanıyoruz. Bizim duruşumuz ilk günden beri bellidir. İktidarı denetleme görevini layıkıyla ifa eden güçlü bir muhalefet, güçlü bir demokrasinin mütemmim cüzüdür. Vesayet altındaki bir muhalefet demokrasimiz için ne kadar tehlikeliyse, toplumdan kopuk, tamamen kendi iç gündemine sıkışmış, politika ve değer üretemeyen bir muhalefet de aynı ölçüde risklidir. Türkiye'nin selameti açısından muhalefet de iktidar kadar dinamik olmalı, hızlı, üretken ve çalışkan olmalıdır. Ülke meselelerinin çözümü noktasında muhalefet de iktidar kadar yapıcı davranmalı, yasama süreçlerine olumlu katkıda bulunmalıdır. Türkiye siyasetinde yıkıcı rekabet yerine eserlerin, fikirlerin ve hizmetlerin yarıştığı yeni bir iklimin hâkim olmasını istiyoruz.

Muhalefet partilerinden, özellikle önümüzdeki bir buçuk iki senelik zaman diliminde Meclis gündemine gelen meselelerde çözümsüzlüğü savunmak yerine Türkiye'nin ve Türk milletinin menfaatlerini önceleyen bir tavır sergilemelerini bekliyoruz. Sırf iktidara yarayacak diye ülkenin hayrına olacak işlere takoz koymak doğru bir yöntem olmaz. Şunu ifade etmek isterim ki ister iktidar ister muhalefet sıralarında olalım, hepimiz ifadesini ve iradesini temsil ettiğimiz milletimize karşı sorumluluk taşıyoruz. Hepimiz milletin vazife yüklediği, milletin emanetini omuzlamış insanlarız. Birinci görevimiz ülkeye ve millete hizmettir. Hiçbirimizin bundan daha mühim bir işi yoktur ve olamaz.

AVM’de kendini ‘Cumhur İttifakı Ocakları Genel Başkanı’ olarak tanıtıp, denetim yaptı! Sicilinde yok yok

AK PARTİ 33. İSTİŞARE VE DEĞERLENDİRME TOPLANTISI

İktidar Partisi olarak şüphesiz bizim sorumluluğumuz daha fazladır. Meclisi çalıştırma görevi öncelikle bizim omuzlarımızdadır. Meclis mesaisinin biraz daha artacağı önümüzdeki dönemde sizlerden, bu yüce çatı altında milletin dertlerinin, ihtiyaçlarının, umutlarının ve hayallerinin çözüm adresi olma noktasında daha fazla gayret bekliyorum. Bir sonraki sandık imtihanımıza kadar tek bir dakikamızı dahi heba etme lüksümüzün olmadığını bugün bir kez daha dikkatinize getiriyorum.Partimizin 25. kuruluş yıl dönümünü, 103 yıllık Cumhuriyet tarihimizde ve 76 yıllık demokrasi mücadelemizde taşıdığı öneme en uygun şekilde kutlamak amacıyla çalışmalarımızı yoğun bir şekilde sürdürüyoruz. İnşallah 25. yılımızı hem kendi tarihimize hem de Türk siyasi tarihine geçecek zengin bir içerikle idrak edeceğiz.

Öncesinde bir başka önemli programımızı gerçekleştiriyoruz. AK Parti ile özdeşleşmiş olan istişare ve değerlendirme kamplarımızın 33'üncüsünü inşallah bu hafta sonu Sapanca'da düzenleyeceğiz. Kampımızda bir taraftan son bir yılın muhasebesini yaparken diğer taraftan da gelecek seneye ilişkin yol haritamıza şekil vereceğiz. Ardından 15 Temmuz ihanetinin 10. yıl dönümünde hem şehitlerimizi şükranla yâd edecek hem de millî irade destanımızı hatırlayacağız.

"KURULUŞUMUZDAN İTİBAREN HEP MÜCADELE İÇİNDE OLDUK"

Burada bir hususu ifade etmek isterim. AK Parti'yi tanımlayan en iyi kavramlardan biri mücadeledir. Kuruluşumuzdan itibaren hep bir mücadele içinde olduk. Antidemokratik güç odaklarıyla mücadele ettik. Bize siyasi ömür biçen manşetlerle mücadele ettik. DEAŞ'ından FETÖ'süne, eli kanlı terör örgütleriyle mücadele ettik. Kendini devletin sahibi zanneden bürokratik oligarşiyle mücadele ettik. Kızlarımızın başörtüsünden, çocuklarımızın hafızlığından, dinlediğimiz Mehter Marşı'ndan rahatsız olan yobaz anlayışla mücadele ettik. Milletin kesesinden beslenen hortumcularla, halkın malını ganimet bilen yağmacılarla mücadele ettik. Eser ve hizmet namına ne yapılırsa engellemeyi marifet zanneden takoz zihniyetle mücadele ettik. AK Parti için mücadele kavramı hiçbir zaman koltuk kapmak, kişisel ikbal kazanmak, iktidara gelerek birilerine imtiyaz dağıtmak anlamı taşımadı. İktidara gelmeyi tek başına bir hedef olarak değil, ülkeye hizmet etmek, milletin dertlerine derman olmak için bir fırsat olarak gördük.86 milyonun mesuliyetini yüreğinde hisseden, bu vatanın istisnasız bütün evlatlarını kucaklayan bir kadro olduk. Bu şekilde de yola devam ediyoruz. Sadece bize oy veren kardeşlerimizin değil, her vatandaşımızın yüzünü güldürmek, refahını artırmak için çalıştık. Bugün de aynı halisane niyetlerle çalışıyoruz.


"İRAN KRİZİNDE YAŞANANLAR, TÜRKİYE'NİN NE KADAR BÜYÜK BİR DEVLET OLDUĞUNU HERKESE GÖSTERDİ"

Şunu tüm samimiyetimle dile getirmek arzusundayım. Verdiğimiz mücadelenin, çektiğimiz çilenin, ödediğimiz bedelin karşılığını almaya başladığımız bir dönemdeyiz. Türkiye bugün bölgesinde ve dünyada daha önce hiç tecrübe etmediği bir ağırlık, bir itibar kazanmıştır. Türkiye, küresel sistemde meydana gelen değişimleri en doğru okuyan, rasyonel politikalar geliştirerek bu süreci en iyi yöneten ülkelerden biridir. İmkânlarımızın olduğu kadar potansiyelimizin de farkındayız. En son İran krizinde Türkiye'nin ve Türk dış politikasının ulaştığı yüksek kapasiteyi tekrar görme imkânı elde ettik. Aklıselimi, sağduyuyu ve hakkaniyeti merkeze alan siyasetimizle ülkemizi bu ateş çemberinden uzakta tuttuk. Türlü kışkırtmalara rağmen tek bir insanımızın dahi burnunun kanamasına izin vermedik. İsrail'in bölgemizde yeni fitne kazanları kaynatmayı amaçlayan oyunlarına eyvallah etmedik. Şu bir gerçek ki İran krizi sürecinde yaşananlar, Türkiye Cumhuriyeti'nin ne kadar büyük bir devlet olduğunu herkese göstermiştir. Yine bu süreç, Türkiye'nin tecrübeli, güvenilir ve ehil kadrolar tarafından yönetildiğini bir kez daha teyit etmiştir. Aynı şekilde Cumhurbaşkanlığı Hükûmet Sistemi'nin kriz yönetiminde ülkemize sağladığı asimetrik avantajlar da berraklaşmıştır.
 
Geri
Üst