Haberler
Moderator
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, AK Parti Kongre Merkezi'nde 17. Geleneksel Büyükelçiler İftar Programı'na katıldı.
Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın açıklamalarından satır başları...
Netanyahu yönetimi 10 Ekim’de imzalanan deklarasyondan bugüne kadar yürüttüğü hukuk dışı ve yayılmacı politikalarla barışı istemediğini, çözümden yana olmadığını bir kez daha göstermiştir. Türkiye dün olduğu gibi bugün de kardeş Filistin halkının yanındadır. Gazze’li mazlumlara maddi ve manevi tüm desteğini vermeye devam edecektir.
İlginizi Çekebilir
Kıymetli dostlar, tüm bunlara 28 Şubat itibarıyla bir de komşumuz İran’a yönelik saldırılar eklenmiştir. Onuncu günü geride kalan saldırılarda şimdiye kadar içinde 300’ü aşkın masum çocuğun da olduğu 1500’e yakın İranlı hayatını kaybetti. İran kaynaklı füze ve drone saldırılarına paralel olarak gerilim tırmandı ve kısa sürede tüm bölgenin istikrarını tehdit eder boyutlara ulaştı.
"SAVAŞ UZADIKÇA TABLO KÖTÜLEŞECEK"
Karşılıklı misillemelerle hem can kayıplarının hem yıkımın hem de krizin ekonomik maliyetinin asimetrik bir şekilde artmakta olduğunu görüyoruz. Şu bir gerçektir: Savaş uzadıkça maalesef tablo daha da kötüleşir.
Son yarım asırda Orta Doğu’da dış müdahalelerin ve jeopolitik mühendislik girişimlerinin nelere yol açtığına, geride nasıl büyük bir siyasi, sosyal ve ekonomik enkaz bıraktığına defalarca şahit olduk.
Türkiye olarak biz bölgemizin aynı acıları tekrar yaşamasını istemiyoruz. Orta Doğu coğrafyasının tıpkı bir asır evvel olduğu gibi yeniden ameliyata alınmasını, ameliyat masasına tekrar yatırılmasını kabul etmiyoruz.
Şunun da altını burada önemle çizmek istiyorum: Türkiye’nin dış politikası salt çıkar odaklı değil, aynı zamanda değer odaklıdır. Nerede olursa olsun adil bir barışın kaybedeninin olmayacağına inanıyoruz.
Bakınız, beşinci yılına giren Rusya-Ukrayna savaşının adil ve sürdürülebilir bir barış anlaşmasıyla sona erdirilmesini savunduk. Bugün de aynı anlayışla ilk günden itibaren tavrımızı açıkça ortaya koyduk.
"GEREKLİ UYARILAR İRAN'A İLETİLDİ"
Hava saldırılarının İran’ın egemenliğini ihlal ettiğini, uluslararası hukuka aykırı olduğunu ve tarafımızca esefle karşılandığını belirttik. Aynı zamanda İran’ın başta can Azerbaycan ve Körfez ülkeleri olmak üzere kardeş ülkeleri hedef alan saldırılarını asla tasvip etmediğimizi, bunun yanlış olduğunu; ortak acıları büyütmekten, kardeşler arasına husumet tohumları ekmekten başka hiçbir işe yaramayacağını da açık açık ifade ettik.
Geçen hafta ve bugün ülkemize doğru gelen balistik unsurlar vakitlice etkisiz hâle getirilmiş, gerekli uyarılar İran tarafına çok net olarak iletilmiştir. Yine bu süreçte tansiyonun düşürülmesi, akan kanın durdurulması ve diyalog kapısının açılması için yoğun gayret gösterdik. İlkeli ve diplomasiyi önceleyen tutumumuzu hâlen koruyoruz. Karşımızdaki manzara ne kadar ümit kırıcı olursa olsun, biz umutsuz değiliz.
İnanıyoruz; yeni bir müzakere süreci mümkündür, hatta olmalıdır. Sizleri de vesile kılarak bugün bir kez daha savaşın bölgemizde daha fazla yayılmadan bir an evvel sona erdirilmesi gerektiğinin altını tekrar çiziyorum.
Çatışma, kaos, kriz ve istikrarsızlık ihraç etmeyi dış politikalarının merkezine yerleştirenlere inat, bizler bu coğrafyada barış ve refah iklimini tesis etmekte, bunun için mücadele etmekte ve bu yolda sonuna kadar yürümekte kararlıyız.
"TÜRKİYE BÖLGESİNDE İSTİKRAR ADASI"
Değerli dostlar, elbette bu mücadelede başta bölge ülkeleri olmak üzere herkesin katkısına, desteğine ve yapıcı rolüne ihtiyacımız var. Sorunların çözümünde bölgesel sahiplenme kavramını işte bundan dolayı büyük bir hassasiyetle öne çıkarıyoruz.
Güney Kafkasya’dan Ege’ye, Doğu Akdeniz’den Balkanlar’a, Afrika’dan Latin Amerika’ya uzanan geniş bir coğrafyada karşılıklı saygı, eşitlik ve kazan-kazan anlayışıyla pozitif gündemi büyütmek arzusundayız.
Bugün Türkiye, bölgesinde adeta bir istikrar adası; mücavir coğrafyasında ise bir çekim merkezi olarak konumunu her geçen gün tahkim ediyor.
Savunma sanayinde son yirmi üç yılda inşa ettiğimiz güçlü kapasite, sadece millî güvenliğimiz açısından değil, aynı zamanda Avrupa’nın ve kardeş ülkelerin güvenliğini de teminat altına alan sarsılmaz bir sütun işlevi görüyor.
Böylesine kritik bir dönemde temmuz ayında ev sahipliği yapacağımız NATO Zirvesi’nin barış ve istikrarın güçlenmesine vesile olacağına inanıyoruz. NATO Zirvesi’nin yanı sıra 2026 senesi Türk diplomasisi açısından müstesna zirvelere ev sahipliği yapacağımız bir yıl olacaktır.
Türk Devletleri Teşkilatımızın zirvesini ülkemizde gerçekleştireceğiz. Ayrıca iklim kriziyle mücadelede hayati kararların alınacağı COP 31 Zirvesi’ni Türkiye’de düzenleyeceğiz.
"KOMŞUSU AÇKEN TOK YATAN BİZDEN DEĞİLDİR"
Bugün insanlığın sürdürülemez üretim ve tüketim alışkanlıklarının dünyamızı çevresel felakete sürüklediğini açıkça gözlemliyoruz. Eşim Emine Erdoğan’ın öncülüğünde başlattığımız Sıfır Atık Hareketi, günümüzde küresel ölçekte benimsenen bir dönüşüm sürecine ilham veriyor.
Bu yaklaşımın bir diğer ayağını ise çağımızın en ağır küresel sınamalarından biri olan gıda güvenliği oluşturuyor. Yıllardır pek çok defa dile getirdiğimiz gibi biz, “Komşusu açken tok yatan bizden değildir.” inancıyla yoğrulmuş bir kültüre sahibiz.
Gıda ve Tarım Örgütü başta olmak üzere Birleşmiş Milletler kuruluşlarıyla yakın eşgüdüm içinde bu sorunun çözümü için aktif bir politika yürütüyoruz. Küresel gıda güvenliğine yönelik güçlü taahhüdümüzün bir neticesi olarak Sayın Mehdi Eker’i Gıda ve Tarım Teşkilatı Genel Direktörlüğü pozisyonu için aday gösterme kararı aldık.
Son dakika: Dışişleri, İran'ın Ankara Büyükelçisi'ni Bakanlığa çağırarak Türkiye'nin tepkisini iletti
Cumhurbaşkanı Erdoğan: Savaş uzadıkça tablo kötüleşecek