Gazze için 10 milyar dolar

699793752f3815012604850a.jpg

Ev sahibi ve kurulun başkanı olan Donald Trump, Trump Barış Enstitüsü binasındaki toplantı öncesi üyelerle aile fotoğrafı çektirirken, bir de konuşma yaptı. 8 savaşı bitirdiklerini tekrarlayan Trump, “9’uncusu da yolda diye düşünüyorum” ifadesini kullandı, kurulun “tarihte benzeri görülmemiş bir kuruluş” olduğunu vurguladı. ABD’nin Barış Kurulu’na 10 milyar dolar katkıda bulunacağını söyleyen, yardım çalışmaları için 7 milyar dolar toplandığını ve Birleşmiş Milletler’in de 2 milyar dolarlık bir fon topladığını belirtti.

Bununla birlikte İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu, Gazze’nin yeniden inşasının, Hamas’ın silahsızlandırılması olmadan gerçekleşemeyeceğini savundu. Netanyahu, bu konuda müttefiki ABD ile anlaştıklarını öne sürdü.

Öte yandan Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi (BMGK) üyeleri, Gazze’deki ateşkes anlaşmasının kalıcı hale getirilmesi çağrısı yaptı ve işgal altındaki Batı Şeria’da kontrolü genişletmeye yönelik İsrail adımlarını iki devletli çözüm umutları için tehdit olarak eleştirdi.

‘Asker göndermeye hazırız’

Dışişleri Bakanı Hakan Fidan, Washington’da bir araya gelen Gazze Barış Kurulu’nun ilk toplantısında konuştu. İsrail’in Gazze’deki saldırılarına değinen Fidan, “İki yıl süren büyük acılar sonrasında, ABD Başkanı Trump’ın kişisel çabaları ve ortak çabalarımız sayesinde Gazze’de ateşkes sağlanmıştır. Ancak insani durum hala kırılgan ve ateşkes ihlalleri devam etmektedir” dedi. Fidan, bölgede hızlı, koordineli ve etkili bir müdahalenin şart olduğuna işaret ederek, şunları kaydetti: “Cumhurbaşkanı Erdoğan, Gazze’nin güvenliği, istikrarı ve toparlanması konusunda tam kararlılığını sürdürmektedir. Türkiye, Gazze’ye halihazırda büyük miktarda insani yardım sağlamaktadır. Sağlık ve eğitim sektörlerinin yeniden yapılandırılmasına ve polis gücünün eğitimine de anlamlı katkılar sağlayabiliriz. Ayrıca, Uluslararası İstikrar Gücü’ne asker göndermeye hazırız. Bu barışın temelinin iki devletli çözüm olduğuna inanıyoruz. Bölgedeki tüm halkların yararı ve bu hedefe ulaşmak için çalışalım.”

Türkiye’ye teşekkür

Öte yandan ABD Başkanı Trump’ın Orta Doğu Özel Temsilcisi Steve Witkoff, toplantıda barış sürecindeki önemli katkıları dolayısıyla Türkiye’ye teşekkür etti.

‘Nükleer varsa barış olmaz’

ABD Başkanı Donald Trump, konuşmasında İran gerilimine de değindi. İran’ın hiçbir şekilde nükleer silaha sahip olamayacağının altını çizen Trump, “Onlar nükleer silaha sahip olamazlar, yoksa Orta Doğu’da barış sağlanamaz” ifadelerini kullandı. ABD Başkanı, “İran’la anlamlı bir anlaşma yapmalıyız, aksi takdirde kötü şeyler olur. Orta Doğu’da bir adım daha ileri atabiliriz ya da atamayabiliriz. Belki de bir anlaşma yapacağız, bunu muhtemelen önümüzdeki 10 gün içinde öğreneceksiniz” diye konuştu.

Konuşulan senaryolar

BBC, Tahran’la bir anlaşmaya varılamaz ve ABD Başkanı Donald Trump ABD güçlerine saldırı emri verirse, ortaya çıkabilecek senaryolar şöyle sıralamıştı:

1-Sınırlı ve nokta atışı saldırılar, düşük sivil kayıp, demokrasiye geçiş:

ABD hava ve deniz kuvvetleri; İran Devrim Muhafızları Ordusu’na, ona bağlı Besic güçleri, balistik füze fırlatma ve depolama alanları ile İran’ın nükleer programını hedef alan sınırlı ve hassas saldırılar düzenler. Zaten zayıflamış olan rejim devrilir ve İran, zamanla gerçek bir demokrasiye geçerek yeniden dünya sistemiyle bütünleşir.

2-Rejim ayakta kalır, ancak politikalarını yumuşatır:

İran açısından bu, İslam Cumhuriyeti’nin varlığını sürdürmesi anlamına geliyor. Bu durum birçok İranlıyı tatmin etmese de, rejimin Ortadoğu’daki silahlı milislere desteğini azaltması, nükleer ve balistik füze programlarını sınırlandırması ve protestolara yönelik baskıyı gevşetmesiyle sonuçlanabilir.

3-Rejim çöker, yerini askeri yönetim alır:

Birçok gözlemciye göre en olası senaryo askeri bir yönetimin devreye girmesi. ABD saldırılarının ardından oluşabilecek kaos ortamında, ülkenin sert bir askeri yönetim tarafından kontrol edilmesi ihtimal dahilinde görülüyor.

4-İran, ABD güçleri ve komşularına misilleme yapar:

İran, ABD Donanması ve Hava Kuvvetleri ile başa çıkabilecek güçte olmasa da, mağaralarda, yer altı tesislerinde ya da dağlık bölgelerde gizlenmiş balistik füzeler ve insansız hava araçlarıyla karşılık verebilir. Özellikle Bahreyn ve Katar’daki ABD üsleri potansiyel hedefler arasında yer alıyor.

5-Körfez’e deniz mayınları döşenmesi:

İran ile Umman arasında yer alan Hürmüz Boğazı, dünyanın en kritik geçiş noktalarından biri. Küresel sıvılaştırılmış doğal gaz (LNG) ticaretinin yaklaşık yüzde 20’si ve petrol ile petrol ürünlerinin yüzde 20–25’i her yıl bu boğazdan geçiyor. İran’ın deniz mayınları döşemesi, dünya ticaretini ve petrol fiyatlarını doğrudan etkileyecektir.

6-İran’ın bir ABD savaş gemisini batırması:

“Sürü saldırısı” olarak adlandırılan taktik, İran’ın, çok sayıda patlayıcı yüklü İHA ve hızlı torpido botunu aynı anda kullanarak ABD gemilerini hedef alması şeklinde uygulanabilir. Bir ABD savaş gemisinin batırılması ve mürettebattan hayatta kalanların esir alınması, Washington için büyük bir aşağılanma anlamına gelir.

7-Rejim çöker, ülke kaosa sürüklenir:

Bu, Katar ve Suudi Arabistan gibi komşuların en çok endişe ettiği senaryolar arasında. İç savaş ihtimalinin yanı sıra Kürtler, Beluçlar ve diğer azınlıkların, merkezi otoritenin çökmesiyle silahlı çatışmalara sürüklenmesi riski bulunuyor. 93 milyonluk nüfusuyla Orta Doğu’nun en kalabalık ülkelerinden birinin kaosa sürüklenmesi, büyük bir insani ve mülteci krizini tetikleyebilir. Bununla birlikte Wall Street Journal, bu 7 senaryoya, İran’ın üst düzey liderlerinin tamamının öldürülmesi seçeneğini de ekliyor.
 
Geri
Üst