Mesajın şifreleri

699791c29260115a9e5c894a.jpg

Evrin Güvendik / ANKARA - TBMM Milli Dayanışma, Kardeşlik ve Demokrasi Komisyonu’nun önceki günkü son toplantısında ortak raporun oylanarak kabul edildiği dakikalarda, DEM Parti İmralı Heyeti de, 16 Şubat’ta PKK elebaşı Abdullah Öcalan ile yaptıkları görüşmeye ilişkin yazılı açıklama yaptı. Doğrudan tırnak içinde Öcalan’ın mesajlarını içeren açıklamanın bir diğer dikkat çeken noktası, Öcalan ve DEM Partililerin sık sık “kilit kavram” olarak dillendirdikleri “Demokratik cumhuriyet ile entegrasyon”un detaylandırılmasıydı.

‘Yerel demokrasi’

Demokratik cumhuriyete entegrasyonun cumhuriyetin kuruluşu kadar önemli olduğunu vurgulayan Öcalan, “Toplumun kültürel unsurları vardır; sağlık kurumları, eğitim ve spor kurumları, hastaneleri, ekonomi kurumları olur. Toplum bunları özgürce inşa edebiliyorsa demokratik bir nitelik kazanır. Demokratik bütünleşmenin ruhuna uygun olan, bir yerel demokrasinin varlığı ve kurumsallaşmasıdır. Yerel demokrasi dediğim şu: Bir kent ya da köy olabilir, bunların kendilerini özgürce ifade etme ve kendilerini yönetme hakkı olmalıdır. Ayrı devlet, bölge demiyorum. Avrupa Yerel Yönetimler Özerklik Şartı’nın toplumsal gerçekliğimizle uyumlu ve genişletilmiş bir hali de buna güçlü bir dayanak olur” ifadelerini kullandı.

Yerinden yönetim

Avrupa Yerel Yönetimler Özerklik Şartı’na göre, devletler idari olarak “merkezi yönetim” ve “yerinden yönetim” olarak iki unsur üzerinde temelleniyor. “Yerel özerklik”in amacı “yerel yönetimleri, kendi temel kurallarını koyma, kendi faaliyetlerini istediği şekilde yürütebilme, merkezi yönetimin yerel işlere karışmasını önleyebilme, kendi yerel kaynaklarını oluşturabilme gibi alanlarda yetkilendirme ve güçlendirme” olarak ifade ediliyor. Türkiye’nin, Şart’ın yedi maddesi ve 10 paragrafına yönelik çekincesi bulunuyor.

Dünyadan örnekler

■ Birleşik Krallık-İskoçya: Öcalan’ın üzerinde en çok durduğu model olarak biliniyor. Birleşik Kralığı oluşturan dört ülkeden biri olan İskoçya, 1997 yılındakendi parlamentosunu kurdu. İskoç Parlamentosu bazı alanlarda Birleşik Krallık Parlamentosu’nun onayına ihtiyaç duymadan yasa çıkarma yetkisine sahip. Ancakanayasal konular, savunma, dış politika, para politikası ve uluslararası ilişkiler gibi kritik konular parlamentonun yetkisi dışında bulunuyor.

■ İspanya: Anayasada “İspanyol ulusu birliğinin ayrılmazlığını ve bütün İspanyolların ortak vatanının bölünmezliğini kesinlikle belirtir ve onu oluşturan bölge ve milliyetlerin özerklik haklarını ve aralarında dayanışmayı garanti eder” deniliyor.17 özerk bölge ve iki özerk kent bulunuyor. Yasama ve yürütme yetkisini her özerk topluluk kendi meclisi aracılığıyla kullanıyor.

■ Fransa: Anayasaya göre “Bölgesel diller Fransa’nın ortak mirasına dahil.” Okullarda Fransızca dışında altı bölgesel dil, eğitim dili olarak kabul ediliyor.

■ Belçika: Flamanlar, Fransızca konuşan Valonlar ve Almanca konuşanlar olmak üzere üç topluluktan oluşuyor. Belçika’da yerel yönetimler ve topluluklar, eğitim, sağlık, yerel güvenlik ve çevre konularında yetki sahibi.

34 ülke çekince koydu

Avrupa Yerel Yönetimler Özerklik Şartı’nıtoplamda 47 ülke imzaladı. Türkiye dahil34 ülke çeşitli madde ve paragraflara çekince koydu. Bu ülkeler arasında Almanya,Avusturya, Belçika, Birleşik Krallık, Danimarka, Fransa, Hollanda,İsveç, İtalya, Yunanistan da bulunuyor.

Raporda yok

Öcalan’ın “demokratik entegrasyon” tanımı, Komisyon’un raporunda yer almıyor. Raporda, “demokratik bütünleşme” ve “toplumsal bütünleşme” ifadeleri kullanılıyor. “Toplumsal bütünleşme” başlığı altında “örgüt mensuplarının silahları bırakarak toplumsal düzene adaptasyonu” ve “bu sürecin sağlıklı biçimde ilerlemesi için adalet ve eşitlik duygusunun toplumun tüm kesimlerinde kökleşmesine” dair tedbir ve düzenlemelerden bahsediliyor.

699791e69260115a9e5c894c.jpg


Yasa çalışması bayram sonrası başlayabilir

Sürecin bundan sonraki aşamaları da yavaş yavaş netleşiyor. Edinilen bilgiye göre, ilk safha, silah bırakma sürecinin teyidi olacak. Örgüt üyelerinin durumuyla ilgili yapılacak yasa çalışması, silah bırakma süreciyle eş zamanlı olarak yürütülecek. Müstakil çerçeve yasanın AK Parti’nin teklifi olarak hazırlanması; metin hazırlandıktan sonra Komisyon üyesi tüm partilerin hassasiyetleri, görüş ve önerileri alınarak teklife son halinin verilmesi öngörülüyor.

Çerçeve yasada örgüt mensuplarının silah bırakma sonrasındaki hukuki durumlarını tespit ve tayin edecek düzenlemelerin yanı sıra bu kişilerin topluma entegrasyonlarını sağlayacak maddeler de yer alacak.

Sadece PKK’ya yönelik

Çerçeve yasanın TCK, CMK, TMK ve infaz yasaları ile Siyasi Partiler Kanunu ve Seçim Kanunu’nda yapılacak değişikliklerle desteklenmesi öngörülürken, yasalarda yer aldığı değerlendirilen “antidemokratik” ifade ve pratiklerin de kaldırılması hedefleniyor. Bu kapsamda ifade özgürlüğünün yasal kapsamının genişletilmesi, yerel yönetimleri kayyuma götüren boşlukların düzenlenmesi söz konusu. Düzenleme, sadece “münfesih örgüt” olarak PKK ile ilgili suçlara yönelik olacak. Demokratik reform paketlerinin, izleyen süreçte ayrıca da gündeme geleceği belirtiliyor. Yasa çalışmasının Ramazan Bayramı’nın ardından başlayabileceği değerlendiriliyor. AYŞEGÜL KAHVECİOĞLU Ankara

Her yıl en az 140 milyar dolarlık kayıp

Komisyon’un raporunda, terör ve çatışma sürecinin ekonomik ve sosyal faturasına da dikkat çekildi. Raporda terör ve çatışma sürecinin maliyetinin sadece güvenlik harcamalarıyla sınırlı görülmemesi, bunun “üretim kaybı, ertelenen yatırımlar, artan risk primi, fırsat maliyeti ve bölgesel kalkınma farklarını derinleştiren dolaylı etkilerle birlikte ele alınması” gerektiği belirtildi.

Raporda şunlar kaydedildi: “Sürecin ülkemize yıllık ortalama en az 140 milyar dolar, en çok 240 milyar dolar düzeyinde bir ekonomik değer kaybına sebep olduğu, daha ihtiyatlı bir varsayımla 100 milyar dolar kabul edilse bile her yıl tekrar eden bu yükün kalkınma kapasitesini daralttığı açıktır. Bölgenin gayrisafi yurt içi hasılaya katkısının yüzde 5’in altında seyrettiği, ihracata katılımın yüzde 1.4 düzeyinde kaldığıtespit edilmektedir.” Öneriler bölümünde de “Toplumun uyum kapasitesinin artırılması açısından ekonomik ve sosyal imkânların geliştirilmesi öncelikler arasında yer almalı” denildi. EVRİN GÜVENDİK Ankara
 
Geri
Üst