Son dakika... Bir bilgisayar, bir oda, yarım kalan bir hayat! 13 yaşında Eymen'i öldüren dijital tuzağın şifresi

Magazin

Moderator
699435fe9260115a9e5c794e.jpg

Bir bilgisayar, kapalı bir oda ve yarım kalan bir çocukluk. Trabzon’da yaşanan olay, sanal dünyadaki 'görev zincirlerinin' karanlık yüzünü yeniden gündeme taşıdı. Dehşet verici iddiaya göre, dijital bir yönlendirme, gerçek bir hayata mal oldu. Çocukları sahte bir kahramanlık illüzyonuyla içine çeken bu sistem nasıl çalışıyor? Ailelerin fark edemediği hangi sinyaller aslında birer erken uyarı? Ölüme götüren oyunun şifreleri adım adım haberimizde.

Son dakika... Ünlülere uyuşturucu soruşturmasında yeni gözaltılar: Murat Dalkılıç, İsmail Hacıoğlu, Kaan Tangöze...

EYMEN’İN ODASINDAKİ 'GÖRÜNMEZ' KATİL

Trabzon’da 13 yaşındaki ortaokul öğrencisi Abdulkadir Eymen Bilgin, evindeki odasında ölü bulundu. Olayla ilgili ortaya atılan iddia ise dehşete düşürdü.

13 YAŞINDAKİ ÇOCUĞUN ÖLÜMÜ YÜREK YAKTI

Olay, önceki gün Pelitli Mahallesi’nde meydana geldi. İddiaya göre 8’inci sınıf öğrencisi Abdulkadir Eymen Bilgin, okuldan geldikten sonra odasına geçti. Uzun süre odasından çıkmayan Bilgin’den şüphelenen aile fertleri, girdikleri odada çocuğu kapıya asılı halde hareketsiz buldu.

699433e09260115a9e5c793e.jpg


KORKUNÇ İDDİA GÜNDEMDE

İhbar üzerine adrese sağlık ekipleri sevk edildi. Hastaneye kaldırılan Bilgin, yapılan tüm müdahalelere rağmen kurtarılamadı. Bilgin’in, sanal oyundaki görevleri yerine getirmek için kendini kapıya astığı öne sürüldü. Olayın ardından bilgisayarı incelemeye alındı. Abdulkadir Eymen Bilgin’in cenazesi, Çarşıbaşı ilçesinde toprağa verildi. Olayla ilgili inceleme sürüyor.

699433d89260115a9e5c793c.jpg


"DİJİTAL GÖREVLER ÇOCUKLARA SAHTE BİR KAHRAMANLIK İLLÜZYONU SUNUYOR"

Olayın ardından sanal oyunların çocuklar üzerindeki etkisi yeniden tartışma konusu olurken Milliyet.com.tr'ye konuşan Marmara Üniversitesi Öğretim Üyesi ve Adli Bilişim Uzmanı Prof. Dr. Ali Murat Kırık çarpıcı değerlendirmelerde bulundu;

"Bu tür oyunlarda kullanılan dil ve görev yapısı, çocuklarda güçlü bir aidiyet ve başarı hissi oluşturacak şekilde kurgulanıyor. Oyun içinde “kahraman”, “seçilmiş kişi” ya da “rütbe kazanma” gibi ifadelerle sunulan görevler, özellikle gelişim çağındaki çocuklarda gerçek ile kurgu arasındaki sınırı zayıflatabilen bir illüzyon yaratabiliyor. Basit bir görev zinciri, hikayeleştirme ve ödül sistemiyle çocuğun gözünde önemli bir misyona dönüşebiliyor.

"GÖREV ZİNCİRİ ÇOCUKLARI PSİKOLOJİK OLARAK BAĞLAYIYOR"

Benzer mekanikler daha önce bazı çevrim içi meydan okuma zincirlerinde ve kapalı mesajlaşma gruplarında da görülmüştü. Katılımcılara adım adım ilerleyen görevler verilmesi ve her adımda psikolojik olarak bağlayıcı bir dil kullanılması, sürece devam etme baskısı oluşturabiliyor. Bu nedenle uzmanlar, çocukların dijital içerikleri eleştirel bakışla değerlendirmesini sağlayacak medya okuryazarlığı eğitimlerinin önemine dikkat çekiyor.

"SUNUCULAR ÜZERİNDEN, SIK SIK ADRES VE PLATFORM DEĞİŞTİRİLİYOR"

Bu oyunlara erişimin tamamen engellenememesinin temel nedeni, dijital ortamın sınır ötesi ve çok katmanlı yapısı. İçerikler çoğu zaman yabancı sunucular üzerinden, sık sık adres ve platform değiştirerek yayılıyor. Bir erişim noktası kapatılsa bile benzer içerikler kısa sürede farklı isimlerle yeniden ortaya çıkabiliyor. Bu durum, teknik engellemeleri sürekli bir takip ve güncelleme gerektiren dinamik bir sürece dönüştürüyor.

Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurumu ve emniyet birimlerinin siber suçlarla mücadele ekipleri, hukuki çerçeve içinde zararlı içeriklere yönelik engelleme ve soruşturma çalışmaları yürütebiliyor. Kapalı gruplara sızma veya dijital iz sürme faaliyetleri ise belirli yasal izinler ve uluslararası iş birlikleri gerektiriyor. Özellikle uçtan uca şifreli platformlar ve anonim hesaplar, tespit ve müdahale süreçlerini teknik ve hukuki açıdan daha karmaşık hale getirebiliyor."

Altın yatırımı olanlara kritik uyarı! Düşüş geçici mi?

"TCK 84 DİJİTAL OYUN KURUCULARINI DA KAPSIYOR"

Olayın hukuki boyutu da kamuoyunda tartışma konusu olurken, Av. Arb. Serenay Nurtekin Talaş “görev” adı altında çocukları intihara sürüklediği iddia edilen oyun ve platformların Türk Ceza Kanunu kapsamında nasıl değerlendirilebileceğine ilişkin çarpıcı açıklamalarda bulundu.

"Çocukları “görev” adı altında intihara sürüklediği iddia edilen oyun ve platformlar bakımından hukuki değerlendirme, öncelikle Türk Ceza Kanunu’nun 84. maddesi kapsamında yapılmalıdır. Anılan düzenleme uyarınca bir kişiyi intihara azmettiren, teşvik eden ya da intihar kararını kuvvetlendiren kişi cezai sorumluluk altındadır.

"YURT DIŞINDA OLSALAR BİLE YARGILANABİLİRLER"

Bu fiilin dijital ortamda, oyun kurgusu veya çevrim içi yönlendirmeler aracılığıyla gerçekleştirilmesi suçun niteliğini ortadan kaldırmaz. Eğer verilen talimatlar mağdurun iradesini etkileyerek ölüm sonucuna sebebiyet vermişse, “intihara yönlendirme” suçu bakımından ceza sorumluluğu gündeme gelir. Ancak uygulamada en büyük sorun, bu tür içeriklerin çoğunlukla yurt dışı kaynaklı olması, faillerin kimliğinin gizlenmesi ve sunucuların Türkiye dışında bulunmasıdır. Ceza hukukunda temel ilke suçun işlendiği yer bakımından ülkesellik prensibidir. Neticenin Türkiye’de gerçekleşmesi hâlinde Türk mahkemelerinin yargı yetkisi doğabilir ancak failin tespiti, dijital delillerin toplanması ve uluslararası adli yardımlaşma süreçleri ciddi zaman ve iş birliği gerektirir. Failin başka bir ülkede bulunması durumunda iade prosedürleri ve ilgili devletin hukuki yaklaşımı belirleyici olacaktır.

14 yaşındaki Melisa'yı kaçırdılar! Aileyi arayıp 'başlık parası' teklif ettiler: Hangi baba kızını satar?

'KURBANIN SON 7 GÜNÜ' NE ANLATIYOR?

Yaşanan trajedinin ardından çocuk ve ergen psikolojisi yeniden gündeme gelirken, Çocuk Psikoloğu Sadiye Akbulut Kılınç da olayın gelişimsel boyutuna dikkat çekti. Kılınç, özellikle 10-14 yaş aralığında başlayan ergenlik döneminin, çocukların kimlik arayışının en yoğun olduğu süreç olduğunun altını çizerek, bu dönemde dijital içeriklerin etkisinin çok daha güçlü hissedildiğini vurguladı.

Açıklamaları şöyle; "10-14 yaş arasında başlayan ergenlik dönemiyle beraber, çocuklar kimliklerini keşfetmeye çalışır ve “Ben kimim?” sorusuna yanıt ararlar. Özellikle ilkokul döneminden itibaren şiddet içerikli videolara uzun süre maruz kalan ya da şiddet içerikli oyunlara uzun vakit ayıran çocuklar, şiddeti normalleştirerek bunu bir iletişim şekli olarak kullanmaya başlıyor. Çocuklar izledikleri içerikleri veya oynadıkları videoları muhakeme edecek olgunlukta olmadıkları için, gördüklerini doğrudan uygulayabiliyorlar. Şiddet içerikleri çocukların okulda akranlarına karşı saldırgan davranışlar sergilemelerine neden oluyor.

BAZI DAVRANIŞ DEĞİŞİKLİKLERİ ERKEN UYARI SİNYALİ OLABİLİR

  • Gece yarılarına kadar uyanık kalma, uyku düzeninde belirgin bozulma
  • Kollarında veya vücudunda açıklanamayan çizikler ya da izler
  • Bilgisayar ya da telefonu aniden kapatma, ekranı gizleme refleksi
  • Yemek düzeninde ani değişimler, iştahsızlık ya da aşırı yeme
  • Akran ilişkilerinde bozulma ve akademik başarıda düşüş
  • Kabus görme, göz temasında azalma
  • İnternet kesildiğinde veya telefon elinden alındığında kontrolsüz, sanki canı yanıyormuşçasına bir öfke krizi geçirme.
  • Duygularını tamamen yitirmiş gibi görünme veya hiçbir şeye tepki vermeyen "robotik" bir duruş.
  • Kollarını veya bacaklarını gizleme, uzun kollu giyme, vücudunda oyunun bir "görevi" olarak yapılmış küçük çizikler veya morluklar.
  • Verilen komutları yerine getirmek için yoğun bir stres altında görünme.

Bu belirtilerin tek başına kesin bir anlam taşımayabileceğini belirten Kılınç, ancak birden fazlasının birlikte görülmesi halinde mutlaka dikkat edilmesi gerektiğini söyledi.

ÇOCUĞUNUZDA BU HAREKETLER VARSA DİKKAT

Bu noktada en önemli nokta, dijital ekran sürelerinin ebeveynlerin takibinde olması ve içeriklerin ebeveynler tarafından fark edilmesi. Ebeveynlerin, özellikle ergenlik dönemindeki çocukların oynadıkları oyunlara eşlik etmesi, yargılamadan anlamaya çalışması, ergenlik döneminde koyulacak sınırlardan sonraki sağlıklı ilişkiler için önemlidir. Ama önemli olan her çocuğun yaşına göre ebeveyni tarafından sınırlandırılmış bir ekran süresi olmalı. Bu sınır sadece evde değil, bulundukları her ortamda geçerli olmalı. Çocukları etiketlemek yerine, aileyi de sürece dahil ederek destekleyici bir yol izlenmeli. Çocuğun davranışlarında, uyku düzeninde, yeme düzeninde, akran ilişkilerinde ve akademik başarısında değişiklikler fark edildiğinde mutlaka bir uzmandan destek alınmalı."

Türkiye'deki ilk ve tek kadın! Çıkan sesten arızaya çözüyor
 
Geri
Üst