Otomobil
Moderator
Cumhurbaşkanı ve AK Parti Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan, partisinin TBMM Grup Toplantısı’nda gündeme ilişkin önemli mesajlar vermeye hazırlanırken, salonda dikkat çeken bir destek görüntüsü yaşandı.
Erdoğan'dan Mihalgazi Belediye Başkanı Zeynep Güneş Akgün'e destek telefonu
Eskişehir’in Mihalgazi ilçesinden gelen kadınlar, İYİ Partili Mehmet Emin Korkmaz’ın yöresel kıyafeti nedeniyle hakaret ettiği iddia edilen Mihalgazi Belediye Başkanı Zeynep Güneş Akgün’e destek vermek için toplantıya katıldı. Geleneksel kıyafetleriyle salonda yerlerini alan kadınlar, Akgün’e yönelik sözlere tepki göstererek dayanışma mesajı verdi.
Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın grup toplantısına davet ettiği Eskişehir'in Mihalgazi Belediye Başkanı Zeynep Güneş ve beraberindeki 100 kadın Meclis'e geldi.
Destek gösterilerinin ardından salondaki alkışlar eşliğinde kürsüye çıkan Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın hitabı başladı. İşte Erdoğan'ın konuşmasından öne çıkan satır başları;
"Aziz milletim, değerli milletvekilleri, basınımızın güzide mensupları, çok değerli misafirler, sizleri kalbi en duygularımla selamlıyorum. AK Parti grup toplantılarının sürekli olarak milletimize ve demokrasimize hayırlar getirmesini temenni ediyorum. Katılımlarıyla bizleri onurlandıran kıymetli öğrencilerimize, heyecanımıza heyecan, coşkumuza coşku katan genç kardeşlerimize hoş geldiniz, sefalar getirdiniz diyorum.
"ZEYNEP GÜNEŞ'E SALDIRIYI LANETLİYORUM"
Bilhassa bir asır önce İstiklal Harbimizde olduğu gibi beyaz örtmelerini giyerek Eskişehir Mihalgazi’den grup salonumuzu teşrif eden Belediye Başkanımız Zeynep Güneş ile birlikte tüm hanım arkadaşlarımıza, Anadolu kadınının bin yıllık asaletini bugün burada bir kez daha gösterdikleri için şükranlarımı sunuyorum.
Milletten alınan yetkiyle ilçesine üç dönemdir hizmet eden başarılı bir kadın siyasetçi, şalvarlı bir kadın olarak ait olduğu ilçede görev yapmaktadır. 28 Şubat artığı kibirli alçak zihniyeti bugün bir kez daha lanetliyorum.
Content Video - Mihalgazi Belediye Başkanı Zeynep Güneş Akgün, AK Parti grup toplantısında
"BU ÜLKEDE YASAKÇI ZİHNİYETE GÖZ YUMMADIK, YUMMAYACAĞIZ"
Yıllarca başörtülü kadınların eğitim hakkını, kamuda çalışma oranlarını gasp edenlerle, Anadolu kadınlarının asırları boyunca gururla taşıdığı yazmasına, tülbentine, şalvarına, çarşafına, ehramına, fistanına dil uzatanlarla, milletimize tepeden bakan, milletimizi hor ve hakir görenlerle mücadelemizi her zeminde sonuna kadar devam ettireceğimizi bilinmesini istiyorum. Bu ülkede yasakçı zihniyete göz yummadık, yummayacağız. Eski karanlık günleri hortlatmaya çalışanların karşısında dimdik durduk, duracağız. Eski karanlık günlerini hortlatmaya çalışanların karşısında dimdik durduk, duracağız. Şerife Bacı’nın, Kara Fatma’nın, Nene Hatun’un yolundan giden tüm hanım kardeşlerimi bugün bir kere daha kemal-i hürmetle selamlıyorum. Rabbim salonlara sığmayan şu muhabbetimizi daim eylesin.
Erzincan'da 4,1 büyüklüğünde deprem! Naci Görür uyardı: 'Yeri hassas'
Değerli kardeşlerim, bölgemizde ve dünyada birer kırılma anını sembolize eden gelişmelere hep beraber şahitlik ediyoruz. İktidar ve ittifak olarak bu gelişmeleri çok yakından takip ediyor, tahlil ediyor, gerekli müdahaleleri yaparak ülkemiz lehine yönlendirmeye çalışıyoruz. Bunlara dair değerlendirmelerimize geçmeden önce, 23 Ocak’ta vefat eden 24, 25, 26 ve 27. dönem Uşak Milletvekilimiz, kıymetli yol ve dava arkadaşımız Mehmet Altay kardeşimizi rahmetle yad etmek istiyorum. Mehmet kardeşimiz, kendisini meftunu olduğu Uşak’a ve milletimize hizmete adamış, samimiyeti, gayreti, dürüstlüğü ile temayüz etmiş, hareketimize çok emek vermiş, çok değerli hizmetlerde bulunmuş bir yol arkadaşımızdı. Biz kendisinden razıydık, Rabbim de ondan razı olsun. Mekânını cennet, menzilini mübarek eylesin diyor, bir kez daha Uşak teşkilatımıza, Mehmet Altay kardeşimin kederli ailesine, yakınlarına ve camiamıza sabır ve başsağlığı diliyorum. Cenab-ı Allah dar-ı bekâya irtihal eden tüm kardeşlerimize gani gani rahmet eylesin. Evvelce gidenlerin ruhları şad olsun.
Değerli yol ve dava arkadaşlarım. Kırgız edebiyatının abidevi isimlerinden Cengiz Aytmatov’un “Gün olur asra bedel” ifadesinde anlamını bulan bir dönemin tam göbeğindeyiz. En küçük bir hatanın vahim sonuçlar doğurabileceği bu kritik dönemde yasama ve yürütme görevimizi layıkıyla yerine getirmeye gayret ediyoruz. Sizler yüce Meclis’in çatısı altında ve sahada, bizler yurt içinde ve yurt dışında yüksek bir tempoda ülkemize ve milletimize hizmet etmek için koşturuyoruz. Bir defa hepimiz şunun idrakindeyiz, halkımız bizi bu makamlara çalışmamız için gönderdi. Milletimiz bizi buraya kendisine hizmet etmemiz, sorunlara çözüm üretmemiz için gönderdi. Biz de bu vazifeyi hakkıyla ifa etmenin çabasındayız.
"DÜNYADA VE BÖLGEMİZDE BİR TÜRKİYE RÜZGARI ESİYOR"
Özellikle dış ilişkiler noktasında yoğun bir temas trafiğimiz söz konusu. Biliyorsunuz, geçtiğimiz hafta kardeş ülkelerimiz Suudi Arabistan ve Mısır’a önemli birer ziyaret gerçekleştirdik. İkili ilişkilerimizi tüm boyutlarıyla ele almanın yanı sıra Filistin, Suriye, Sudan başta olmak üzere güncel meseleleri kapsamlı şekilde istişare ettik. Her iki ziyaretimizden enerjiden savunmaya farklı alanlarda imzaladığımız toplam 12 anlaşmayla döndük. Özellikle yenilenebilir enerji alanında Suudi Arabistan’la imzaladığımız anlaşma stratejik öneme sahiptir. Bu anlaşmaya göre inşallah Suudi şirketleri Türkiye’de toplam 5000 megavat gücünde güneş ve rüzgâr santralleri inşa edecek. İlk aşamada Sivas ve Karaman’da biner megavatlık güneş enerjisi santralleri kurulacak. İki güneş enerjisi santrali projesiyle toplam 2,1 milyon hanenin elektrik ihtiyacını karşılamayı hedefliyoruz. Cumartesi günü de Ürdün Kralı 2. Abdullah bin Hüseyin misafirimizdi. Kral Abdullah’la oldukça muhtevalı, verimli, ikili ilişkilerimizi güçlendiren istişarelerimiz oldu. En kısa zamanda biz de Ürdün’e bir ziyarette bulunmayı arzu ediyoruz.
Durmuyoruz değerli kardeşlerim. Duramayız. Yapacağımız çok şey var. Tempomuzu, aşkımızı, şevkimizi her gün biraz daha artırıyoruz. Bugün Yunanistan Başbakanı Sayın Miçotakis ülkemizde olacak. Yarın Sırbistan Başbakanı Sayın Vučić Ankara’ya gelecek. Önümüzdeki pazartesi ve salı günleri ise inşallah Birleşik Arap Emirlikleri’ni ve Etiyopya’yı ziyaret edeceğiz. Dünyada ve bölgemizde tabiri caizse bir Türkiye rüzgârı esiyor.
Hiçbir komplekse kapılmadan tüm aktörlerle görüşüyor, tamamen kardeşlik hissiyatı içinde fikir ve önerilerimizi muhataplarımızla paylaşıyoruz. İnsanlık tarihiyle yaşıt bir bölgenin kadim sakinleri olarak son yıllarda çatışmalarla, kardeş kavgalarıyla, Gazze’de olduğu gibi barbarlıkla anılan coğrafyamızın tekrar bir selam yurdu, yeniden bir güven ve esenlik yurdu olması için hüsnüniyetle çalışıyoruz.
Son dakika... Ünlü oyuncu Kanbolat Görkem Arslan hayatını kaybetti
"SURİYE MESELESİNDE TAVRIMIZ İLK GÜNDEN BERİ NETTİR"
Bilhassa komşumuz Suriye’nin yaklaşık 14 yıldır hasretini çektiği istikrara, barışa, huzura süratle kavuşması en büyük temennimizdir. Aynı kıbleye yönelen Suriyeli kardeşlerimizin birlik içinde, kardeşlik içinde aydınlık geleceklerini omuz omuza inşa etmesi bizim samimi arzumuzdur. Suriye konusunda Suudi Arabistan’ın, Mısır’ın ve Ürdün’ün de bizimle aynı hassasiyetleri taşıdığını görmekten büyük bir memnuniyet duydum. Suriye’nin huzuru için her üç ülkeyle inşallah birlikte hareket edeceğiz.
Tabii burada şunun da altını çizmekte fayda görüyorum. Bakınız değerli kardeşlerim, bizim Suriye meselesinde tavrımız ilk günden beri nettir. Orada akan her damla kan ve gözyaşı bizim de yüreğimizi dağlamaktadır. Arap, Türkmen, Kürt, Nusayri fark etmeksizin Suriye’de bir tek canın yitip gitmesi bizim de canımızdan can kopması demektir. Suriye’ye vicdan merceğinden bakan herkes bir defa şunu kabul edecektir. Tıpkı aziz milletimiz gibi kardeş Suriye halkı da her şeyin en iyisine, en güzeline layıktır. Hiç şüphesiz bunu fazlasıyla hak etmektedir. 18 ve 30 Ocak mutabakatlarının tek ordu, tek devlet, tek Suriye temelinde titizlikle uygulanmasını bu bakımdan çok önemsiyoruz. Suriye’de kalıcı barışın ve istikrarın yol haritası belli olmuştur. Taraflar bunun idrakinde olarak yanlış hesap yapmamalı, eski hataları tekrar etmemeli, maksimalist taleplerle süreci zehirlememelidir. Şiddetin daha büyük şiddeti besleyeceği unutulmamalıdır. Şunu bugün tüm samimiyetimle, açık yüreklilikle ifade ediyorum. Artık Suriye’nin kaynaklarının, Suriye’nin yeraltı ve yerüstü zenginliklerinin tünel yapmaya, şehirlerin altında tünel kazmaya değil, Suriye halkının tüm kesimlerinin refahına harcanmasının vakti gelmiştir. Biz Suriye Cumhurbaşkanı Sayın Ahmet Şara’nın ülkesini bir an önce ayağa kaldırmaya yönelik samimi gayretlerinin en yakın şahidiyiz. Son operasyonlarla işgalden kurtarılan yerlerde de yeni yönetime karşı hem teveccühün hem büyük bir beklentinin oluştuğunu müşahede ediyoruz. Yeniden yeşeren umutlar inşallah bir daha kara kışa dönmeyecektir. En başta Türkiye buna izin vermeyecektir. Suriye hükümetinin en geniş siyasi katılım ve temsili sağlayacağına, etkili bir kalkınma planını hızla hayata geçireceğine yürekten inanıyorum. Türkiye olarak en uzun sınıra sahip olduğumuz, halkını dost, akraba ve kardeş bildiğimiz Suriye’deki gelişmeleri yakından takip etmeyi sürdüreceğiz.
Değerli kardeşlerim, buradan hem ülkemiz içinde hem dünyada Türk dış politikasının eksenini anlamaya çalışanlara bugün bir kez daha seslenmek istiyorum. Türkiye bölgesinde nüfuz arayışında değildir. Tahakküm peşinde değildir. Başka ülkeleri dizayn etme arzusunda asla değildir. Tam tersine biz samimi bir şekilde kardeşlik istiyoruz. Barış diyoruz. Hep birlikte kalkınalım, hep birlikte ortak geleceğimizi inşa edelim diyoruz. Halep’le birlikte Şam, Rakka, Haseke, Kamışlı da şen olana kadar, Dera’lı çocuklarla birlikte Kobanili yavruların da yüzlerinde tebessüm çiçekleri açana kadar Suriyeli kardeşlerimizi bir an olsun yalnız bırakmayacağım.
Savcı ağırlaştırılmış müebbet istedi! Ayşe Barım davasında karar günü
Ancak bu mübarek günlerde milli birlik ve dirliğimizi kundaklamayı amaçlayan bu rezil siyasetin koç başlığını ana muhalefetin genel başkanlık koltuğunda oturan zat ile yoldaşları yapmaktadır. Nasıl bir milyon kardeşimiz katledilirken Suriye’yi umursamadılarsa bugün de aynı durumdalar. Krizi fırsata çevirmek gibi ucuz bir hesap içindeler. Suriye’nin etnik temelli bir çatışmaya sürüklenme riski, bu komşu ve kardeş ülkenin tekrar kan gölüne dönme ihtimali bunları zerre miskal ilgilendirmiyor. Açık söylüyorum, ne Kürtler ne Nusayriler ne başkaları bunların umurunda değil. Eğer öyle olsaydı 13,5 yıl boyunca Suriye halkının tepesine varil bombaları yağarken tepki gösterirlerdi.
Suriye’de terör örgütleri cirit atarken konuşurlardı. Öyle olsaydı henüz üç dört yaşındaki masum yavruların cansız bedenleri sahile vururken seslerini çıkarırlardı. Öyle olsaydı Kürt kardeşlerimize kimlik dahi verilmezken buna itiraz ederler, Suriyeli Kürtlerin hakları için mücadele ederlerdi. Kardeşlerim ama bunu yapmadılar. 13,5 yıl boyunca sadece sustular, zulmü görmezden geldiler, sınırımızın hemen ötesinde ne olup bittiğini gündemlerine bile almadılar. Daha vahimi, on yıllar boyunca Arapları, Kürtleri nasıl aşağıladılarsa bugün de aynı yerdeler. Bugün de aynı ideolojik bağnazlıkla hareket ediyorlar. Bunların vicdansızlıklarını gördükçe inanın onlar adına biz hicap duyuyoruz. Şunu da tam bir gönül huzuruyla bugün ifade ediyorum, benim milletim bu istismarcıların gerçek niyetini artık çok net görüyor. Benim Kürt kardeşlerim oynanan oyunları artık çok net görüyor. Benim Arap vatandaşlarım kimlerin hangi çirkin senaryoların figüranı ve taşeronu olduğunu çok net biçimde görüyor. Bu gerçeği sadece CHP Genel Başkanı görmüyor. Bu zata akıl verenler görmüyor. Bu zatı parmağında oynatanlar, uzaktan kumandayla bu şahsı istedikleri gibi kontrol edenler, keyiflerine göre yönlendirenler görmüyor. Açıkçası biz CHP’nin başındaki zattan bir siyaset ortaya koymasını, proje üretmesini, milletin ve coğrafyamızdaki mazlumların derdiyle dertlenmesini beklemiyoruz. Son kepazelikleriyle birlikte artık bundan ümidimiz kalmadı. Bari sorumlu, seviyeli, işgal ettiği koltuğa yakışır bir siyasi üslup benimsemesini en azından bunu milletten ve CHP’li vatandaşlarımızdan esirgemesin. Hakaret etmeden, küfretmeden, tehdit etmeden, mikrofonu yumruklamadan, önüne gelene sataşmadan da bu ülkede siyaset yapılabileceğini öğrensin. Affınıza sığınarak söylüyorum. Meyhane jargonuyla siyasetçilik oynamaktan artık vazgeçsin. Burada daha önce yaptığım bir tespitimi tekrar hatırlatmak isterim. Görüyoruz ki zaman değişiyor. Dünya değişiyor. Genel başkanlar değişiyor. Ama CHP’de gelen gideni aratır gerçeği asla ve asla değişmiyor. Biz eskisini oturduğu koltuğun hakkını vermiyor diye eleştiriyorduk, yerine gelen selefinden de kötü çıktı. Anlaşılan yeni genel başkanın kelime dağarcığı öncekinden daha sınırlı. Biz üslup sorunu var zannediyorduk, meğer sorun bizatihi üslubuymuş.