'Türkiye her alanda güçlü ve muktedirdir' diyen Cumhurbaşkanı Erdoğan: Tüm kurumlarımız teyakkuzda

Otomobil

Moderator
69aee115ab074e63db1263df.jpg

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan başkanlığında saat 15.20'de başlayan Kabine Toplantısı sona erdi. Cumhurbaşkanı Erdoğan Kabine'nin ardından açıklamalarda bulunuyor.

Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın açıklamalarından satır başları...

Senaryoları çok boyutlu bir şekilde analiz ettik. Şunu konuşmamın hemen başında açıkça ifade etmek isterim: Hükümet olarak 28 Şubat’tan beri tüm birimlerimizle teyakkuz halindeyiz. Devletimizin bütün kurumlarını seferber etmiş durumdayız. Kriz yönetiminde deneyim sahibi kadrolarımızla gelişmeleri anbean takip ediyor, hiçbir ihtimali göz ardı etmiyoruz. Tedbiri ve temkini bir an olsun elden bırakmıyoruz.

"TÜRKİYE'NİN GÜVENLİĞİ EN BÜYÜK HASSASİYETİMİZDİR"

Hedefimiz öncelikle ülkemizi bu yangından uzak tutmaktır. Türkiye’nin güvenliğini ve 86 milyon vatandaşımızın huzurunu temin etmek bu süreçte en büyük hassasiyetimizdir. Tek bir insanımızın dahi kılına zarar gelmesini istemiyoruz. Bölgemizin istikrarsızlığa sürüklenmesi amacıyla ateşe benzin dökenlere rağmen biz ateşe su taşıyor, yangını daha fazla büyümeden kontrol altına almanın ve mümkünse tamamen söndürmenin samimi mücadelesini veriyoruz.

ÖZGÜR ÖZEL'İN SÖZLERİNE TEPKİ

Değerli vatandaşlarım, tüm bu mücadelenin ortasında ana muhalefetin başındaki zatın, kimsenin önemsemediği ve artık kendi seçmeni dahil pek çok kişinin umursamadığı söylemlerini ibretle takip ediyoruz. Etrafımızın ateş çemberiyle kuşatıldığı, füzelerin gökyüzünde uçuştuğu ve en küçük bir hatanın büyük sorunlara yol açabileceği böyle bir dönemde hâlâ polemik peşinde koşan, bize sataşarak prim kazanma hesabı yapan bu şahsı bir kez daha aziz milletimizin ferasetine havale ediyorum.

Fakat öyle şeyler söylüyor, öyle asılsız ithamlarda bulunuyor ki milletimize olan saygımız gereği bazen cevap vermek zorunda kalıyoruz. Bir defa şunun herkes tarafından görüldüğüne inanıyorum: Ana muhalefetin ne yazık ki elle tutulur bir dış politika vizyonu yok. Diplomasi birikimi ve kriz yönetim tecrübesi deseniz zaten yok. Peki bunun yerine ne var? Dış politika konusunda sadece kalıplaşmış cümleleri var. Orta Doğu ve İslam dünyasıyla ilgili önyargıları var. Bilinçaltında gizledikleri kompleksleri var.

Bugün de dış politikada ortaya bir vizyon koyamıyor. Türkiye’nin çıkarlarını merkeze alan sağlıklı bir dış politika çizgisi geliştiremiyor. Bunların dış politikası yalnızca eleştiri ve karalama üzerine kurulu. Bu bakış açısı tehlikeli olduğu kadar hastalıklı bir yaklaşımdır.

İnanıyorum ki sizler de takip ediyorsunuz. Avrupa’dan Asya’ya pek çok ülke Türkiye’nin izlediği dengeli, mutedil ve diplomasiyi önceleyen politikasından övgüyle bahsediyor. Milletimiz bize oy versin veya vermesin, kabinemizin nasıl ince bir siyaset izlediğini anlıyor ve bunun için bizlere dua ediyor.

"BÖYLE BİR SORUMSUZLUK OLAMAZ"

Fakat ana muhalefetin başındaki zat çıkıyor, gün aşırı yaptığı açıklamalarla Türkiye Cumhuriyeti hükümetini içler acısı bir durumda olmakla suçluyor. Açık söylüyorum: Böyle bir sorumsuzluk, böyle bir şuursuzluk olamaz.

Aziz milletim, şunu hem ülkemize yan gözle bakanlar hem de herkes çok iyi bilmelidir: Ne devletimiz ne de hükümetimiz asla bir acziyet içinde değildir. Türkiye Cumhuriyeti; diplomasi, savunma ve istihbarat başta olmak üzere her alanda güçlüdür, muktedirdir. Her türlü saldırıyı püskürtecek ve kendisine uzanan kirli elleri kıracak kapasiteye ve kudrete hamdolsun sahiptir. Ortada durumu içler acısı olan tek kişi vardır bu da ana muhalefet partisinin başındaki zattır.

Belli becerileri dahi sergileyemeyen bu şahıs ve yoldaşlarının “Biz iktidarda değilsek sorumlu hareket etmek zorunda değiliz.” tavrı, yanlış olduğu kadar son derece bencilce bir tutumdur. Açıkçası daha düne kadar “balıklar ürküyor” bahanesiyle füze testlerimizi eleştiren bir zihniyetten bugün başka türlü davranmasını beklemiyoruz. Daha düne kadar beş dakikalık bir görüşme için muhataplarına yalvaran, Batılı ülkelere “Sizin çıkarlarınızı en iyi biz koruruz.” diyerek selam çakan bir kifayetsizlikten de farklı bir tutum beklemiyoruz.

Ancak yine de 86 milyonun emanetini taşıyan bir Cumhurbaşkanı olarak, tüm kötü sicillerine rağmen kendilerine şu çağrıyı yapmak istiyorum: Kendi siyasi ikbalini mensubu olduğu milletin istikbalinin önünde tutanlar, ne bizim ne de milletimizin nezdinde asla itibar göremezler.
 
Geri
Üst