Yasam
Moderator
NASA, bilimsel gerçekliğe en yakın biçimde tasarlanmış bilim kurgu filmlerini açıkladı. Listede Jurassic Park ve Metropolis gibi önemli yapımlar yer aldı.
Fizik yasaları ve uzay ortamı başta olmak üzere birçok kriter üzerinden yapılan analizde ağırlıklı olarak eski yapımlar öne çıktı:
Gattaca (1997)
İnsanların DNA'larına göre yargılandığı bir gelecekte geçen hikaye, genetik özelliklere göre bölünmüş bir toplumu anlatıyor. Validler (genetik olarak tasarlanmış) ayrıcalıklara sahipken, In-Validler (doğal olarak doğmuşlar) alt düzey işlere mahkum olarak tanımlanıyor.
Ethan Hawke'ın canlandırdığı Vincent Freeman de In-Valid bir karaktere hayat veriyor.
Uzay yolculuğu hayalini gerçekleştirmek isteyen Vincent Freeman, bir Valid'in kimliğini üstleniyor. Bu süreçte ayrımcılıkla yüzleşen karakter, ilerleyen dakikalarda bir cinayetin gizemini ortaya çıkarıyor.
NASA'ya göre Gattaca, genetik ve DNA temelli ayrımcılığı gerçekçi bir şekilde tasvir eden en iyi filmler arasında yer alıyor.
Contact (1997)
Astronom Carl Sagan'ın romanından uyarlanan filmde; Jodie Foster'ın canlandırdığı bir radyo astronom, uzaylı medeniyetinden gelen beklenmedik bir sinyal keşfediyor.
Bilim adamları bu sinyali deşifre etmeye çalışırken, Contact insanlığın uzaylı yaşamla ilk temasını ele alıyor.
Metropolis (1927)
Alman bilim kurgu filmi Metropolis, zengin elitler ve ezilen işçi sınıfı arasında bölünmüş fütüristik bir şehirde geçiyor.
Film, güçlü bir sanayicinin ayrıcalıklı oğlu Freder'in, ezilen işçilerin sesi olan Maria'ya aşık olmasını anlatıyor.
Metropolis, toplumu kontrol edenler ile onu çalışır durumda tutanlar arasındaki uçurumu kapatmak için yapılan bir şefkat çağrısıyla sona eriyor.
The Day the Earth Stood Still (1951)
Gort adında güçlü bir robotla birlikte Washington DC'ye inen uzaylı ziyaretçi Klaatu'yu anlatan The Day the Earth Stood Still, uzaylıları canavarlaştırmak yerine gelişmiş ve mantıklı varlıklar olarak tanımlıyor.
Filmde fanteziye dayalı istilalar olmadığını belirten NASA; bilim ve diplomasinin gerçeğe en yakın şekilde ele alındığını ifade ediyor.
Woman in the Moon (1929)
Woman in the Moon'da, bir aşk üçgeni ve sıfır yerçekimi gibi uzay yolculuğunun öncü tasvirleri yer alıyor. 1929 tarihli Alman yapımında casusluk ve açgözlülüğün yanı sıra hırs, materyalizm ve aşk temaları da işleniyor.
The Thing from Another World (1951)
The Thing from Another World, uzak bir Arktik karakolundaki bilim adamları ve Hava Kuvvetleri personelinin, buzda donmuş halde bulunan kana susamış bir uzaylıyla savaşmasını anlatıyor.
Yaratık çözündükçe, tehlike daha da artıyor. Grup, tehdidi anlamak ve durdurmak için bilimsel deneylere sığınıyor.
Jurassic Park (1993)
Steven Spielberg'in yönettiği film, uzak bir adada bulunan bir milyarderin klonlanmış dinozorlardan oluşan tema parkını konu alıyor. Güvenlik hatası nedeniyle tarih öncesi yaratıklar kaçarak ziyaretçileri avlamaya başlıyor.
Dinozorların klonlanması kurgusal olsa da, NASA'ya bağlı bilim adamları Jurassic Park'ı DNA, genetik ve kaos teorisini doğru bir şekilde açıklaması nedeniyle etkileyici buluyor.