Son Dakika
Moderator
İnsanoğlunun hayal gücü, yüzyıllardır ayaklarımızın altındaki görünmez dünyaya takılıp kalmış durumda. Dünyanın merkezine doğru uzanan bilinmezlik; filmlerde, romanlarda ve belgesellerde kimi zaman tarih öncesi yaratıkların dolaştığı karanlık bir yeraltı âlemi, kimi zaman da insanlıktan çok daha eski ve gelişmiş uygarlıkların gizlendiği bir evren olarak karşımıza çıkıyor. Bu anlatılar hem büyüleyici hem de ürkütücü bir merak duygusu yaratıyor. Ancak kurgu ile bilimin yolları her zaman kesişmiyor. Gerçekte, Dünya’nın derinliklerine fiziksel olarak inebilmiş olmasak da, bilim insanları gezegenimizin iç yapısını anlamak için dolaylı ama son derece güçlü yöntemler kullanıyor. Sismik dalgalar, manyetik alan ölçümleri ve jeofiziksel gözlemler sayesinde, Dünya’nın içinin tek parça bir boşluk ya da gizemli bir yeraltı dünyası değil; her biri farklı özelliklere, sıcaklıklara ve davranış biçimlerine sahip katmanlardan oluştuğunu biliyoruz. İnce ve kırılgan kabuktan, milyonlarca yıl içinde akışkan gibi davranan devasa mantoya; gezegenimizi koruyan manyetik alanın kaynağı olan dış çekirdekten, aşırı sıcaklıktaki katı iç çekirdeğe kadar uzanan bu yapı, hayal gücünden çok daha karmaşık ve etkileyici bir gerçekliğe işaret ediyor.