Son dakika... AK Parti Sözcüsü Ömer Çelik açıklama yapıyor

Haberler

Moderator
6925aa38f6450181b1a839d9.jpg

AK Parti Genel Merkezi'nde saat 15.42’de başlayan MKYK toplantısı sona erdi. Basına kapalı gerçekleştirilen toplantıda, Teşkilat Başkanlığı ile Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı'nın sunum yaptı.Toplantıda ayrıca TBMM parti grubu çalışmaları ile Meclis gündemi ele alındı. MKYK'nın tamamlanmasının ardından AK Parti Genel Başkan Yardımcısı ve Parti Sözcüsü Ömer Çelik, basın açıklamasında bulunuyor.

İlginizi Çekebilir

AK Partili Çelik'in konuşmasından öne çıkan satır başları şöyle:

Tüm dünyada krizler derinleşirken, evsizlik ve konutsuzluk gibi çok büyük problemler artık bir güvenlik meselesi hâline gelmiş durumdadır. Türkiye ise bu alanda insani standartları yükseltecek bir yaklaşımla son derece güçlü adımlar ortaya koymaktadır.Konutların yapımı ile vatandaşımızın büyük ilgi gösterdiği sosyal konut projeleri desteklenebilir.

"DÜNYADA KONUTA ERİŞİM SIKINTISI VAR"

Bunu sadece vatandaşlarımızı fiziki olarak konutla buluşturmak şeklinde görmemek gerekiyor. Dünyanın negatif bir yöne doğru gittiği bir dönemde, Türkiye'nin pozitif ayrışması sayesinde bu başarı sağlanmaktadır. Cumhurbaşkanımızın ilk günden beri ortaya koyduğu irade, hatta partimizin programından başlayarak kuruluşundan itibaren ortaya konan kararlılık, bugün gerçekten bütün dünyanın merak ettiği bir tabloyu ortaya çıkarmıştır.

Elbette dünyada konuta erişim konusunda yaşanan sıkıntıların, şehirlerin içinde büyük güvenlik problemleri ve ciddi eşitsizlikler yarattığı da göz önünde bulundurulduğunda, Türkiye’nin yürüttüğü bu konut kampanyası hem deprem bölgesinin ayağa kaldırılması açısından hem de ülkemizin diğer bölgelerinde dünyadan pozitif şekilde ayrışması bakımından çok önemli işlere imza atmaktadır.

"İKTİDARA GELDİĞİMİZ İLK GÜNDEN İTİBAREN, KADINLARA YÖNELİK ŞİDDETLE MÜCADELEDE YOĞUN BİR ÇALIŞMA YÜRÜTTÜK"

Bugün, kadına yönelik şiddetle mücadelenin uluslararası düzeyde anıldığı bir gün. Cumhurbaşkanımız da az önce konuşmalarında ifade ettiler. Biz bunu hep söylüyoruz ve siyasetimizin ana mottosu olarak da Neşet Ertaş üstadımızın sözünü dile getiriyoruz: ‘Kadınlar insandır, biz de insanoğluyuz.’ İktidara geldiğimiz ilk günden itibaren, özellikle kız çocuklarının eğitiminden kadınlara yönelik şiddetle mücadeleye kadar birçok alanda çok yoğun bir çalışma yürüttük.

Tabii bu mücadelenin çok boyutlu olması gerekiyor. Sadece kanunların yapılması yetmiyor; siyasetin dilinden medya diline, sivil toplumun oluşturacağı hassasiyetlerden aile içi eğitime, erkek çocuklara biçilen rollere kadar birçok unsurun hep birlikte ele alınması gerekiyor.

Değerlerimize uygun bir şekilde, konunun yerli yerine oturtulması gerekiyor. Bugün biliyorsunuz, bu konuda Cumhurbaşkanımızın kesin talimatları var. Aile Bakanlığımız, şiddetle mücadele konusunda yedi gün yirmi dört saat esasına göre, yıl boyunca tüm diğer bakanlıklarımızla birlikte bu faaliyeti yürütüyor. Yine İçişleri Bakanlığının bu konuda kadınları son derece koruyan etkili uygulamaları bulunuyor. Herhangi bir şekilde bir sıkıntı çıktığında, derhal belirli uygulamalar üzerinden başvurulabiliyor ve güvenlik güçlerinin mümkün olan en kısa sürede görev alması sağlanabiliyor.

"KADEM GİBİ BU ALANDA UZMANLAŞMIŞ SİVİL TOPLUM KURULUŞLARIYLA GÜÇLÜ BİR İŞ BİRLİĞİ İÇİNDE OLACAĞIZ"

Biliyorsunuz, Birleşmiş Milletlerin bu mücadele ile ilgili belirlediği renk turuncu. Bugün de, bu konuda en güçlü sivil toplum örgütlerinden biri olan KADEM bir kampanya başlattı: Turuncu Nokta Kampanyası.

Özellikle bugünlerde, hepimiz tarafından bu rozeti takarak mücadeleye destek verilmesi gerekiyor. Ben de bu rozeti KADEM’den aldım. Bu nedenle bazı arkadaşlarımızı teşvik etmek için şimdi onlara rozet vereceğim.

Siyasetin üzerine düşen vazifeyi her zaman yerine getirmesi bizim gündemimizdedir. Bunu bir kereliğine yapmanız yetmiyor; sürekli olarak güncellemeniz, sürekli yeni yöntemler geliştirmeniz gerekiyor. Maalesef dünyanın her yerinde olduğu gibi ülkemizde de çok acı verici olaylarla karşılaşıyoruz. Buna da tabii 86 milyonun başında sürekli polis olmayacağına, sürekli güvenlik gücü ya da jandarma bulunamayacağına göre, bu durum topyekûn seferberlik gerektiren, topyekûn duyarlılık ve hassasiyet gerektiren bir meseledir.

Esasında hem kendi değerlerimizden güç almamız hem de modern dünyanın geldiği noktada bu yaklaşımları değerlerimizle kolaylıkla buluşturabileceğimiz bir noktadayız. Çünkü kadının uğradığı şiddet sadece bir bireyin uğradığı şiddet olmuyor; bütün bir toplumun, ailenin, çocukların uğradığı şiddet hâline geliyor. Tümüyle toplumu maalesef toksik bir yaklaşıma maruz bırakarak zehirleyen bir tutum ortaya çıkarıyor.

Bu konuda biz parti olarak, Cumhurbaşkanımızın ilk günden itibaren ortaya koyduğu net irade ve partimizin bu kapsamda geliştirdiği politikalar, metinler ve yaklaşımlar çerçevesinde en güçlü şekilde mücadeleyi sürdüreceğiz. Tabii bütün bunları yaparken KADEM gibi bu alanda uzmanlaşmış sivil toplum kuruluşlarıyla da güçlü bir iş birliği içinde olacağız. Şunu da ifade etmek isterim: Burada adını sayamadığım birçok sivil toplum örgütü de bu konuda hassasiyet üretiyor. Hepsine kapımızın ve ilgili birimlerimizin kapısının açık olduğunu, ortak çalışma teklifleri geldiğinde bunları her zaman memnuniyetle karşıladığımızı ve bu konuda hassasiyet ortaya koyduğumuzu ifade etmek istiyoruz.

Onun için siyasetin dilinden medya diline, ailede kullanılan dilden toplumsal iletişime kadar her alandaki hassasiyetlerimizi sürekli güncelleyerek ve toplumla paylaşarak bu kötülükle mücadeleyi sürdüreceğiz."

Son dakika… Meteoroloji kar için tarih verdi! Bu illerde yaşayanlar dikkat

"YAPAY ZEKA ÖĞRETMENLİĞİ BİTİREMEZ"

Buradan bir kere daha bütün öğretmenlerimize sevgilerimizi ve saygılarımızı iletiyoruz. Ahirete intikal etmiş olanlara ve şehit olanlara bir kez daha rahmet diliyoruz. Hepimizin hayat rehberi olan öğretmenlerimiz, sadece bilgiyi öğretmek bakımından değil; hayatımıza rehberlik etme, iyiyi ve kötüyü ayırt etme, doğruyu ve yanlışı değerlendirme, rol model olma açısından da son derece önemlidir.

Hükümetlerimiz döneminde Millî Eğitimin bütçesini savunma bütçesinin önüne geçirecek, eğitim alanında en güçlü atılımları yapacak pek çok siyasete, pek çok politikaya ve yaklaşıma imza attık. Şimdi tabii bir tartışma var, biliyorsunuz. O da şu: Yapay zekâ çıktığı zaman hangi meslekler yok olacak? Yapay zekânın hayatımıza girmesiyle ilgili kitapları okuyorum; bununla ilgili podcast’leri dinliyorum, tartışmaları izliyorum. Çeşitli kanallarda ve çeşitli mecralarda yapılan değerlendirmelerde bence çok temel bir yanlış yapılıyor. O da şu: Yapay zekânın ortaya çıkmasıyla birlikte okulun önümüzdeki 10, 20, 30 yıl içinde pek çok ülkede ortadan kalkacağını söylerken öğretmenlik mesleğinin de yok olacağını ifade ediyorlar. Bu, öğretmenlik mesleğinin ne olduğunu anlamamak demektir.

"ÖĞRETMENLİK MESLEĞİ SADECE BİLGİYİ AKTARAN BİR MESLEK DEĞİLDİR"

Öğretmenlik mesleği sadece bilgiyi aktaran bir meslek değildir, sadece bilgiyi öğreten bir meslek de değildir. Elbette en başta bilginin ne olduğu ve bilgiye nasıl yaklaşılması gerektiği değerlendirilmeli. Bugün sosyal medya ya da internet yoluyla birçok bilgi elde edilse bile, bunlara nasıl bakılacağı, hangi açıdan ve hangi yöntemle değerlendirileceği konusunda bir bilinç yoksa, eskiden az bilgi nedeniyle yapılan yanlışlar bugün metodolojisi olmayan çok bilgi nedeniyle yapılmaktadır. Dolayısıyla esasında rehberlik yani öğretmenlik dediğimiz hadise bize bilgiye hangi açıdan bakmamız gerektiğini, bilgi bombardımanı içerisinde sahih olanın, temiz olanın, doğru olanın, çeşitli süreçlerden süzülerek gelmiş olanın nasıl ayırt edileceğini gösteren bir rehberliktir.

Ama bunun da ötesinde, hiçbirimiz öğretmenlerimizden sadece bilgi öğrenmedik. İyilik, kötülük, güzellik, çirkinlik ve hayatın her alanıyla ilgili onların rehberliklerini gördük.

Yapay zekâ veya başka bir şey, bilgiye ulaşma metotlarını değiştirebilir. Ama benim ifade ettiğim anlamda, yani hayat rehberliği anlamında öğretmenlerin olmadığı, öğretmenlerimizin olmadığı; bu tip rehberlerimizin bulunmadığı bir dünya, barbarlığa teslim olmuş bir dünyadır. O yüzden öğretmenlerin, hayat rehberlerinin ortadan kalkacağını söyleyen yaklaşımların aslında dünyayı biraz da barbarlığa teslim etmek şeklinde bir altyapı taşıdığını unutmamak gerekir.

Tam tersine, bütün bu gelişmeler çerçevesinde hayat rehberleri, öğretmenler; bilgiye nasıl yaklaşılacağını, iyilik, kötülük, güzellik ve çirkinliğin nasıl değerlendirileceğini öğreten rehberlerin, bilgelerin ilkokul öğretmenlerimizden anaokulu öğretmenlerimize kadar bilgeliklerinin ve yol göstericiliklerinin, teknolojinin gelişmesiyle birlikte daha da ihtiyaç duyulan bir alan hâline geleceğini ifade etmek gerekir.

Onun için medeniyeti korumak, insanlığı korumak, medeni ve insani değerlerimizi muhafaza etmek için önümüzdeki dönemlerde hayat rehberlerimize, hayatın bilgelerine, yani her alandaki öğretmenlerimize daha çok ihtiyaç duyacağız. Bu vesileyle hepsine buradan bir kere daha sevgilerimizi ve saygılarımızı iletiyoruz.

"AFRİKA ÇOK DAHA FAZLASINI HAK EDİYOR"

dış politikadaki Afrika yaklaşımımızın çıkar odaklı değil, insani güvenlik açısından her gittiğimiz yerde eşit ortaklık kurma ve o yerlerin geleneklerine, göreneklerine, beklentilerine içten bir saygı gösterme şeklinde olduğunu bir kez daha ifade etmek gerekir, altını çizmek gerekir.

Sayın Cumhurbaşkanımızın, Genel Başkanımızın oradaki konuşmalarını dinledik. Gerçekten oraya katılan bütün devlet başkanlarının konuşmalarını izledik ve bir kez daha Sayın Cumhurbaşkanımızın ortaya koyduğu iradeyle gurur duyduk. Türkiye; hem küresel dayanışma açısından, hem küresel eşitlik açısından hem de bütün bu işler yapılırken dünyanın sürdürülebilirliği açısından en dengeli, en doğru politikaları ortaya koyan ülkedir.

Orada bu zirvenin üç temel noktası vardı: dayanışma, eşitlik ve sürdürülebilirlik. Fakat çok enteresan bir şekilde, dünyadaki gelişmeler refahtan büyük pay alan bazı ülkelerin zihinlerini ve reflekslerini adeta uyuşturmuş durumda. Bu üç ilkeden yani sürdürülebilirlik, eşitlik ve dayanışma ilkelerinden söz edenlerin bir kısmı, sürekli dayanışmadan bahsediyorlar. Aslında başkalarıyla dayanışma içinde olması gerekenler, kendileri dayanışma talep ediyorlar. Bildiğimiz anlamda küresel güç sisteminin, siyasi sistemin ve küresel güvenlik sisteminin dengeleri bozulunca, o tepeden bakan tavır bu kez maalesef başka türlü bir talepkârlığa dönüşmüş durumda. Hâlen üzerlerine düşen sorumlulukları yerine getirmek konusunda açık cümleler kuramıyorlar.

Sayın Cumhurbaşkanımızın burada bütün oturumlarda kurduğu cümleler ve yaptığı ikili görüşmelerde ortaya koyduğu temaslar sonucunda gördüğümüz şey şudur, biz bunu kendi kulaklarımızla duyduk: Dünyanın en önemli ülkelerinin liderleri, Cumhurbaşkanımızın dünyada yükselttiği dengeli sesin ve çatışma bölgeleriyle ilgili ortaya koyduğu arabuluculuk liderliğinin ne kadar kıymetli olduğunun altını çizdiler. Bu son derece önemlidir.

Yani herkesin bir bakıma küresel siyasetin marjinal bir tarafında yer alıp karşı tarafla konuşmadığı, karşı tarafla dengesiz ilişki kurduğu bir dönemde, bütün taraflar Sayın Cumhurbaşkanımızın ortaya koyduğu iradenin ne kadar dengeli bir ses olduğunu ifade ediyorlar ve çatışma bölgelerinde arabuluculuk konusundaki liderliğinin tartışılmaz olduğunu belirtiyorlar."

Son dakika... Cumhurbaşkanı Erdoğan: Kadına, çocuğa yönelik şiddetle mücadelede en ön safta yer alacağım
 
Geri
Üst